Gelişmiş Arama
Ziyaret
9570
Güncellenme Tarihi: 2007/11/16
Soru Özeti
Erkeklerin küpe kullanmalarının hükmü nedir?
Soru
Ben küpe takıyorum. bu bana hiç tuhaf gelmemesine rağmen çevremdekiler çok yadırgıyor. Dinen buna örnek teşkil eden olaylar nelerdir.dinimiz buna yaklaşımı nedir.dini sadece görünüşe indirgemeleri beni çok üzüyor. cevap yazarsanız sevinirim.
Kısa Cevap

Bütün dini hükümler bir takım maslahatlara dayalıdır. Her hükmün mutlaka bir sebep ve felsefesi vardır. Ancak hükümlerin felsefesini bilmek ve ortaya koymak çok çetin bir iştir. Bunun yanı sıra bu alanda bir takım genel açıklamalar ortaya konabilir ve bazı genel ilke ve kaideler açıklanabilir. Ancak bu genel ilkeler istisna kabul edebilir niteliğe sahiptir.

Erkeklerin ziynet eşyalarından kullanmadaki İslam’ın kural ve ölçüsü iki şeyden ibarettir:

1. Ziynet eşyasının altından yapılmamış olması. Çünkü altın takmak süs olsun veya olmasın erkeklere haramdır.

2. Kadınlara mahsus olan ziynetlerden olmaması.

Buna göre eğer bir bölge veya şehirde küpe kadınlara özgü bir ziynet sayılmazsa altından yapılmadığı takdirde erkeklerin onu kullanmasının bir sakıncası yoktur.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur ki İslam'ın dış emirlerini gözetmenin gerekliği delili şudur ki: Dünya nizamı birbirinden ayrı ve ilişkisiz bir yığından ibaret değildir birbiriyle ilişkili bir mecmuadan ibarettir. Buna göre iç dünyanın dışta etkili olduğu gibi dış görünümler de de iç dünyada etkilidir. Diş dünya iç alemin bir simgesi ve onun geçiş köprüsüdür. Buna göre dış görünüm bir takım ahlaki, pisokolojik ve sosyal etkileri vardır. Bütün bunlar kapsamlı bir kanun koyan kimsenin gözünden kaçmaması gerekir. Gerçekte iç dünyaya önem vermenin yanı sıra dış görünüme de önem vermek İslam dininin kapsamlılığını ve mükemmel bir din olduğunu gösterir.

Ayrıntılı Cevap

Konunun açıklık kazanması için bir kaç noktaya dikkat etmek gerekir:

1-       Şia bilginleri ve fakıhlerinin inandığı sağlam bir görüş uyarınca ilahi hükümler bir takım maslahatlar ve mefsadalardan kaynaklanır. Yani bir iş yapmak hayatı bir önem taşıyor ve büyük bir çıkar ve menfaatı insan hayatı için sağlıyorsa o iş farz kılınmıştır. Eğer taşıdığı menfaat hayatı önem taşımıyorsa o zaman o iş mustahap kılınmıştır. Diğer yandan eğer bir işi yapmak tehlikeli ve insanı helak edici bir niteliğe sahipse o iş haramdır ve eğer taşıdığı zarar tehlikeli ve helak edici değilse o iş mekruh kılınmıştır. Maslahatı ve zararı eşit ise veya maslahat ve zarardan yoksun ise o iş mubahtır. Elbette burada manfat, maslahat veya zarardan söz ederken maksadımız sadece maddi menfaatler vee zararlar değildir. Maksat insanın bütün varlık yönlerini kapsayacak anlamdaki menfaatler ve zararlardır.

2-       Yukarıda açıklanan ilke yani dini hükümlerin bir takım maslahatlar ve mefsedelerden kaynaklanıdığı ilkesi kapsamlı ve kesin bir ilke olmasına rağmen ancak teferruatla ilgili hükümlerde her hükmün dayandığı maslahatın ne olduğunu ortaya koymak gerçekten zor bir iştir. Çünkü böyle bir işi yapabilmek bütün alanları kapsayacak bir ilmi kapasıteyi gerektirir ve diğer yandan şu bir gerçektir ki insan ilim ve teknik yönünden ne kadar ilerlemiş olsa bile onun bildikleri belmedikleri karşısında aynen deniz karşısında bir damlaya benzer. Kur'an-i Kerim bu gerçeği şöyle açıklıyor: Size ilimden sadece az bir şey verilmiştir. [1]

Belkide bütün hükümlerin sırlarının ve felsefesinin Peygamberler ve İmamlar tarafından açıklanmayışının sebebi şundan ibarettir ki: Bir çok ilmi gerçekleri bilmeyen insanlara bütün hükümlerin sırlarını açıklamak onlara muammalar söylemeğe benzer. Bu da muhatapların daha da dinden uzaklaşmasına yol açabilirdi. Nitekim İmam Ali (a.s) buyuruyor ki: "İnsanlar bilmedikleri şeylerin düşmanıdırlar." [2] Bu yüzden Peygamberler ve İmamlar sadece insanların anlayabilecekleri çerçevede dini hükümlerin felsefelerini açıklamışlarıdır.

Üstelik dinin şeriat hükümlerini ortaya koymaktan asıl gayesi insanların ilmi ve pratık güzellik ve değerlere sahip olmaları ve kötülüklerden arınmalarıdır. Bu hedef ise ancak şeriate amel etmekle sağlanır insanlar hükümlerin fesefelerini bilmeseler bile.

Nitekim bir hasta ancak doktarın kendisi hakkında öngördüğü tedaviyi uygulamakla iyileşir hatta ögörülen tedavinin ve verilen ilaçların hakkında ayrıntılı bir bilgisi olmasa bile.

Bunlara ek olarak her mümin kişi biliyor ki dini emirler, bilgilerinde hiç bir hata ve yanlışlık söz konusu olmayan masum kişilerden kaynaklanır. Buna göre bu hükümlerin ve bu ilahi reçetelerin faydalı olduğunda kuşku etmezler.

3-       Hükümlerin felsefesini anlamak çetin bir iş olmasına rağmen olanak dışı bir iş değildir. Elbette şu noktaya dikkat etmek gerekir ki hukuk alanında bir genel kaide ve ilke, felsefi anlamdaki genel bir ilke ve kaideden farklıdır. Buna göre hukuk ve sosyal alanda bir ilkenin genel oluşu onun istisnası olsa bile çoğunluk hakkında doğru olduğu anlamındadır.

4- İslam’ın, erkeklerin süs eşyalarını kullanmadaki kural ve kaidesi iki şeydir:

1. Ziynet eşyasının altından yapılmamış olması. Çünkü altın takmak süs olsun veya olmasın erkeklere haramdır.

İmam Humeyni (r.a) ve diğer Müctehidler bu hususla ilgili olarak şöyle buyururular: “Altın kolye ve altın yüzük takmak ve koluna altın saat takmak gibi altından yapılmış ziynet eşyasını erkeklerin kullanması haramdır ve bunlarla namaz kılmak namazı batıl eder. İhtiyaten farz olarak altın gözlük kullanmaktan da çekinilmelidir.” [3]

2. Kadınlara mahsus olan ziynetlerden olmaması.

Bu konuyla ilgili olarak Ayetullah Behcet’in fetvası şöyledir: “Kadın ve erkekten her birisi diğerine özgü ziynet eşyalarıyla kendini süslemesi haramdır; erkeğin halhal ve benzeri ziynetleri takması gibi.” [4]

Kuşkusuz bir süsün erkek veya kadına özgü oluşu çeşitli bölge ve toplumlarda yaygın olan örf ve adetlere göre değişir. Çünkü bir ziynet eşyasının bir ülke veya şehirde ya da özel bir çevrede kadınlara özgü olması ama diğer yerlerde aynı süs eşyasının kadınlara özgü olmaması ve erkeklerle kadınların ortaklaşa ondan yararlanmaları mümkündür. Buna göre erkeklerin belli bir süs eşyasını örneğin küpeyi kullanmaları bir bölge veya şehirde normal sayılır (erkeklerin genelde kullandığı süslerden olur), kadınlara özgü süs olarak bilinmezse ve altından da yapılmış olmazsa onu erkeklerin de kullanmasında bir sakınca yoktur. [5]

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur ki İslam'ın dış emirlerini gözetmenin gerekliği delili şudur ki: Dünya nizamı birbirinden ayrı ve ilişkisiz bir yığından ibaret değildir birbiriyle ilişkili bir mecmuadan ibarettir. Buna göre iç dünyanın dışta etkili olduğu gibi dış görünümler de de iç dünyada etkilidir. Diş dünya iç alemin bir simgesi ve onun geçiş köprüsüdür. Buna göre dış görünüm bir takım ahlaki, pisokolojik ve sosyal etkileri vardır. Bütün bunlar kapsamlı bir kanun koyan kimsenin gözünden kaçmaması gerekir. Gerçekte iç dünyaya önem vermenin yanı sıra dış görünüme de önem vermek İslam dininin kapsamlılığını ve mükemmel bir din olduğunu gösterir.



[1] İsra Suresi: 85

[2]  Mizanu'l-Hikme, c. 1 s. 214

[3] Bkz. Tevzihu’l-Mesail, İmam Humeyni, Mesele, 832.

[4] Camu’l-Mesail, Ayetullah Behcet, c. 2 s. 411.

[5] 1526. sorunun cevabından alınmıştır.v

Diğer Dillerde Soru Tercümesi
Yorumlar
yorum Sayısı 0
Lütfen soruyu doğru giriniz
örnek : Yourname@YourDomain.com
Lütfen soruyu doğru giriniz
Lütfen soruyu doğru giriniz

Konusal Sınıflandırma

Rastgele Sorular

  • Bazen kıbleye doğru oturuyor ve temiz imamlar (a.s) ile sohbet ediyorum ve bu esnada bedenimde özel bir hal hissediyorum ve deyim yerindeyse tüm tüylerim ürperiyor. Bu hal neyin işaretidir?
    9831 Pratik Ahlak 2012/01/18
    Bildiğiniz gibi masum hazretler (a.s) bizim amellerimizi gözetlemektedir ve rivayetlerde de bu konuya işaret edilmiştir. Kesinlikle bu ilgi onların haremindeyken veya dikkatle kendilerine sevgi ifadesinde bulunduğumuzda daha çok ve belirgindir. Öte taraftan bedenin heyecanlıyken ve manevi hallerde reaksiyon göstermesi, hepimiz için vuku bulmuştur ve ayet ve rivayetlerde de bunun ...
  • Birbirini seven ve ilişkilerinde günaha düşmek istemeyen kız ve oğlan hangi şer’i yolla sorunlarını giderebilirler?
    16977 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2009/10/22
    İslam’a göre kadın ve erkek birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Hekim olan Allah bu ikisini birbiri için yaratmıştır. Çünkü onlar birbirinin huzur kaynağıdır, birbirlerinin duygusal, ruhsal ve cinsel isteklerini karşılamaktadırlar.İslam iki tarafın da ihtiyaçlarının karşılanması için evliliğin (geçici veya daimi) çerçevesini belirlemiştir. Kadınla erkek ...
  • Niçin Abdulmuttalib oğlunun adını Abduluzza koymuştur?
    22722 تاريخ بزرگان 2008/07/22
    Abdulmuttalibin oğlu Ebu leheb (Haşim oğlu Abdulmuttalib oğlu Abduluzza) künyesi Ebu utbe’dir, Peygamber (s.a.a) efendimizin amcası ve aynı zamanda onun en katı düşmanlarından biridir. Annesi Beni Huzae kabilesinden Lubna ve eşi Harb ibn-i Umeyye’nin kızı ve Ebu süfyanın kız kardeşi, Ümm-i cemil adıyla tanınan Arvi veya Avra’dır. ...
  • Şia, Ömer b. Hattab’ın eşcinsel olduğuna mı inanmaktadır?
    14387 تاريخ بزرگان 2013/12/19
    Şia’nın raşit halifeler ve özellikle Ömer b. Hattab’a yönelik bakışı, imamların (a.s) bakışıdır. Şia’nın muteber hadis kitaplarının hiçbirinde Ömer b. Hattab’ın eşcinsel oluşu hakkında bir rivayet nakledilmemiştir. Şia’ya atfedilen bu tür sözlerin çoğu temelsizdir, esassızdır ve Şia âlimlerinin inancı değildir. ...
  • Ne zaman baba ve anne adına (onlardan vekalet ve niyabet olarak) namaz kılmak mümkündür?
    7573 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/07/28
     Diri bir kimse adına (onlardan naip ve vekil olarak) farz namaz ve oruç yerine getirmek caiz değildir. Mükellef olan her kes kendi farz namazlarını mümkün olan her şekilde yerine getirmelidir. (İster ayakta, ister oturarak, ister yatarak hatta işaret ile)İmam Humeyni ve diğer taklit ...
  • Şerî mesafe miktarı ne kadardır?
    5524 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2012/01/23
    A. Şerî mesafenin miktarı hakkında birkaç görüş vardır: Bazıları mesafe miktarının 22/5 km olduğu görüşündedir.[1] Bazıları şerî mesafenin 21/5 km olduğu fikrini taşımaktadır.[2] Bir grup da şerî mesafenin 22 ...
  • Cenabet olan kimse gusül almadan banyodan çıkarsa bütün bedeni necis sayılır mı?
    24678 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2010/06/12
    Sorunun cevabını vermeden önce şu noktayı hatırlamamız gerekir: Cenabetten maksat necasetle bütün bedenin necis olması değildir. Cenabet gerçekte manevi necasettir. Meni bedenin tümünü değil yanlızca bedenin değdiği yeri necis eder, yıkamakla ve necasetin gidermesiyle değdiği yer pak olur. Örneğin cenabet olan ...
  • Kuran’a göre gençlerin toplumdaki rolü nedir?
    2910 Tefsir 2020/01/20
  • Nevruz bayramı hakkında ne gibi bir şerî delil mevcuttur?
    12947 Diraytü’l-Hadis (Hadis Etidü) 2011/08/21
    Bu bayram, İslam öncesi yaygın olan İranlıların antik bayramlarındandır. Rivayet kitaplarında İmam Sadık’tan (a.s) nevruzun fazileti hakkında bir rivayet nakledilmiş ve son dönemdeki meşhur fakihler bununla amel etmiş ve de nevruzda gusül almanın müstehap olduğuna fetva vermişlerdir. Lakin bazıları da bu rivayet hakkında münakaşa yapmıştır. Bu nedenle, yüzde yüz ...
  • Nafile namazlarını hangi zamanlarda kılmak gerekir?
    10895 Hukuk ve Şer’I Hükümler 2011/10/22
    Nafile namazlarını kılmak, farz namazları kılmak için hazırlık oluşmasına ve insanda farzları ve farz namazları yerine getirmeye dönük bir rağbet meydana gelmesine neden olur. Nafilenin en önemli etkisi, yakınlık hadisi adındaki hadiste belirtilen şeydir: İmam Sadık (a.s) büyük atası Peygamberden (s.a.a), Peygamber (s.a.a) Cebrail’den ve Cebrail de Yüce Allah’tan ...

En Çok Okunanlar